7. Çanakkale Bienali

’Takımyıldız’/ ‘Constellation’ başlığı altında 7. Çanakkale Bienali 19-21 Eylül tarihleri arasında özel ziyaretçi gruplarına, 22 Eylül’de ise tüm sanatseverlerin ziyaretine açılıyor. Birbiriyle kesişen ve etkileşen ilişkileri, iş birliklerini, paylaşımları ve iletişimleri odağına alan 7. Çanakkale Bienali, CABININ (Çanakkale Bienali İnisiyatifi) ve Azra Tüzünoğlu’nun küratörlüğünde 30 uluslararası sanatçıyı ağırlıyor. Bienal, birbirinden farklı kurgulara sahip, birbiriyle konuşan dört ana sergi ile sanatseverlerle buluşacak. Sergiler, Çanakkale Merkez’de MAHAL, Korfmann Kütüphanesi ve Kırmızı Konak ile Troya Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

4 mekan, 4 sergi;

NEYE BENZİYOR?

CABININ tarafından “Takımyıldız” için kurgulanan “Neye Benziyor?” başlıklı sergi, görsel kültürün egemenliği altında insanlar-arası doğrudan diyalog yoluyla bilgi aktarma etkinliğinin giderek “zayıfladığı” günümüzde, iletişimin yöntem ve biçimlerini ele alan üretimlere odaklanıyor. Farklı kuşaklardan ve disiplinlerden sanatçıların imge, hareketli görüntü, simge, beden ve yazı üzerine üretimlerini bir araya getiren bir araya getiren sergi iletişim ile sanatın kesişim alanlarına yoğunlaşıyor. CABININ’in 2013’ten bu yana faaliyet gösterdiği Mahal Sanat Merkezinde gerçekleşen sergide yer alan sanatçılar Ahmet Sipahioğlu, Ali Can Metin, Constantin Xenakis, Ekin Saçlıoğlu, Korhan Başaran ve Rüstem Aslan.

Korhan Başaran – Kır ılmış, performans, 2018

HASARLI VEYA TAHRİP EDİLMİŞ: KÜLTÜR

Azra Tüzünoğlu’nun “Hasarlı veya Tahrip Edilmiş: Kültür”, başlıklı dört bölümden oluşan sergisi, sadece kadın sanatçıların eserlerine yer veriyor. İnsan bedeninin geçiciliği ile kültürel varlıkların kalıcılığı -ve aslında tam tersine odaklanan serginin ilk bolümü, “Tehdit Altındaki Kültür”e vurgu yapıyor. Korfmann Kütüphanesi’nin ev sahipliği yaptığı bu bölüm Taus Makhecheva, Cristina Lucas, Alexandra Pirici’nin eserlerinden oluşuyor.

Serginin ikinci bölümü, “Bildiğimiz Dünya”, bildiğimiz dünyanın sonunu işaret ediyor. Birbirimize mesafelendiğimiz bu tuhaf zamanlarda sanat, hayal etmenin, sorular sormanın, gündelik koşturmaca içinde kaçırılan anları yakalamanın bir yolu oluyor. Sanat sadece pembe hayallerin değil, kıyamet sonrası dünyanın nasıl göründüğünün de yeri. Cao Fei, Pınar Yoldaş ve Agnieszka Polska’nın gelecek tasavvurları karanlık, şiddet yüklü, gerçek olamayacak kadar tuhaf. Agnes Varda’nın yaklaşımı ise, tüm bu çığırından çıkmış dünyayı “toparlıyor” ve serginin umut veren, yol gösteren ışığı oluyor.

Pınar Yoldaş – The Kitty Al, sergiden görünüm. Woidich Hannes, 2016

Serginin üçüncü bölümü, “Reklamların dili”, görünen şeyin hiçbir zaman söylenen içinde hapsolmadığını vurguluyor ve reklam dilini çalan/dönüştüren sanatçıların çalışmalarına odaklanıyor. “Bildiğimiz Dünya” ile birlikte Kırmızı Konak’ta yer alan bu bölümün sanatçıları ise Nora Turato, Aslı Altay, Cristina Lucas, Sanja Ivekovic ve Anahita Razmi.

Serginin dördüncü ve son bileşeni, Çanakkale’nin kamusal alanında gerçekleşecek bir dizi hareketi içeriyor. Kentin gündelik yaşamına “ses” üzerinden bakmayı, bu yolla somut olmayan kültürel miras olarak görülebilecek kentsel sesleri katılımcıların katkısıyla kayıt altına alarak arşivlemeyi hedefleyen, Pınar Çevikayak Yelmi’nin İstanbul’un Sesleri konulu doktora araştırması kapsamında oluşturulan Soundscape of Istanbul projesinin bir devamı niteliğindeki Soundsslike projesi Çanakkale’de gerçekleşiyor.

Taus Makhecheva – İp Cambazı, video still, 2015

HİÇ İSTEMEDEN AMA SEVE SEVE

“Takımyıldız” başlıklı Çanakkale Bienali’nin bileşenlerinden biri olan Agah Uğur Koleksiyonu sergisi, CABININ’in daveti ve Azra Tüzünoğlu’nun küratörlüğünde Troya Müzesi’nde gerçekleşiyor.

Başlığını Leyla Erbil’in Cüce romanındaki bir cümleden alan “Hiç istemeden ama seve seve” başlıklı sergi, Agah Uğur’un “yolculuğun kendisi varmaktan mühimdir” mottosuyla tanımladığı koleksiyonculuk birikiminden seçilmiş̧ eserlerden oluşuyor. Agah Uğur koleksiyonundan “oyun” teması etrafında yan yana getirilen eserler, dünyanın kusurluluğu ve hayatın karışıklığı içinde, kendi ritim ve armonisiyle, geçici ve sınırlı bir mükemmellik sunan oyun alanına dahil oluyor. Sergide; Cevdet Erek, Ekin Bernay, Erinç Seymen, Füsun Onur, Gülsün Karamustafa, Hale Tenger, Halil Altındere, İnci Eviner, Koki Tanaka, Marko Mäetamm, Marcos Ávila Forero, Nabuaki Onishi ve Serkan Demir’in eserleri yer alıyor.

Füsun Onur – İsimsiz, 1993 – 2012

17 Ekim tarihine kadar devam etmesi öngörülen bienal sergileri, bu tarihten sonra bir ay süreyle çevrimiçi olarak da gösterilecek. Sergi ile ilgili daha fazla bilgiye, Covid-19 sebebiyle alınan önemlere ve ziyaret saatlerine canakkalebienali.org adresinden ulaşabilirsiniz.

    If your proposal is evaluable, a return will be made within 5 working days. If you do not get a response to your offer within 5 working days, it means that your offer is not likely to be evaluated.




      Teklifinizin değerlendirilebilir olması durumunda en geç 5 iş günü içerisinde dönüş yapılacaktır. 5 iş günü içerisinde teklifinize yanıt alamamanız teklifinizin değerlendirilme olasılığı bulunmadığı anlamına gelmektedir.



        Love, Share, Live with Art

        Turkish and world art market, new works and artists
        Subscribe to our newsletter to follow us closely.