2021 Nasıl Geçti?

2021 yılı sanatçılarımız için nasıl geçti ve 2022 yılından neler bekliyorlar, 2022 yılına doğru ilerlerken sanatçılarımız Ahmet Rüstem Ekici, Genco Gülan, Güliz Baydemir, Hadra Tanrıverdi Birecik, Haydar Akdağ, İlsu Aslan, İpek Yeğinsü, Müge Ceyhan ve Osman Törer Art50net takipçileri için yazdı.

Ahmet Rüstem Ekici

2020 sonrası 2021 yılında da devam eden kapanmalar, kısıtlamalar sanat etkinliklerini ve sergi deneyimleme biçimimize bir yenisini eklemişti. 2021 Şubat ayında çevrimiçi deneyim olarak kurguladığım Sauna sergisi sanal bir mekan ve hikaye anlatımı ile 20.000’den fazla ziyaret edildi. Aynı zamanda NFT, Metaverse gibi sık konuşulan ve tartışılan konularla, sanatı deneyimleme, sergileme biçimleri üzerinden oldukça heyecan verici gelişmeler bizleri bekliyor. Art50net gibi öncü, sanata ve izleyicisine dijital ulaşım kolaylıkları sağlayan sitelerin de çoğaldığını görüyoruz. 2022 yılında heyecanla çalıştığımız, Aşıklı Höyük “Bir kazının izleri” sergisi ve Hamam, Sauna sonrası üçlememin sonuncusu olan “Tuvalet” sergisi olacak. Aynı zamanda artırılmış gerçeklik uygulamalarından biri olan Artivive’ın 2022 elçilerinden biri olarak seçildiğim için çok mutluyum ve artırılmış gerçekliğin potansiyelleri ile çalışmalarımı yeniden şekillendirmek beni oldukça motive ediyor. Herkese yeniliklerle dolu bir 2022 dilerim. Sağlık, mutluluk ve huzur her zaman bizlerle olsun.

Genco Gülan

Aman Allahım! Geçtiğimiz yıl, hatta son birkaç yıl inanılmaz, geçti! Müthişti ve korkunçtu! Rüya gibi bir pusu yayılıyor ama gündüz kâbusu mu desem, yoksa ilk gençlik rüyası mı? Antalya’daki gibi hem kayak hem deniz… Türkiye’de ve tüm gezegenimiz için şafak vakti! Kesinlikle olağan dışı zamanlar bunlar… Es. Soğuk, ıslak, sert derken sıcak ve yumuşak… Olumsuz anlamların hemen yanında olumlu olanlar… Kardeş… Yapışık İkiz. Rengahenk. Bir türbulansa girdik, büyük bir değişim ve dönüşüm süreci derken güneş çıkıyor bulutların arasından. Kanatlardan çatırtılar geliyor ve mevsim krizi bize her gün yepyeni bir sürpriz sunuyor! Bir kuş sürüsü, üç kanatlı… Sanat ve renkleri de dönüşüme hızla refleks tepkiler veriyor… Suluboyanın tonları piksellere dönüştü, yağlıboya kendi çocukluğuna kavuştu artık… Pigmentler yeni algoritmalarını bekliyorlar sessizde… Varaklı sanat tarihi bu görkemli oluşuma adapte olabildiği sürece yoluna devam edebilecek. Piyasa kayganlığını korudukça kıvamında akacak köpük. Deniz dalgalı ve görüş mesafesi gittikçe düşüyor ama durmak yok, yola devam. Beyaz köpükler artık her yerdeler! Sadece ve sadece hızlanan rüzgârı arkamıza almamız işimize yarayabilir. Lodos. Safralardan bir an önce kurtulup, kerteriz alıp hedefe doğru ilerlemek gerekli. Poseydon gözüktü! Aganta, burina, burinata. İşte zaman, bu zaman… Sky is the limit!

Güliz Baydemir

Pandemi ve iklim değişikliğinin etkilerine odaklandığım 2021 yılı benim için, post-apokaliptik bir içeriği olan Nuh’un Gemisi (2019) adlı resim serimin devamı niteliğinde ortaya çıkan Kayıp Cennet resimlerimin başlangıcı oldu. Vadedilmiş cenneti arayış; dünyanın felaketlerinden ve sosyal hayatın zorunluluklarından bir kaçış hayali olarak, bilinmeyen zaman ve mekanlara dair imgeler biçiminde tuvallerime yansıdı. Beni; yeni bir yaşam arzusuyla sahte cennetler yaratmaya çalıştığımız günümüzden, bilinmeyen zaman ve yerlere dair öykülere, mitlere yöneltirken manevi dünyam ve dış dünyam arasında bir köprü oldu. Sessiz Bölge (2009-2018) resim serimdeki “entropi” ve Travel Bucket List (2017) kolajlarımda ele aldığım “kaos” 2021’de de sorguladığım iki olgu olmayı korudu. Fiziksel yasaların basitliğine rağmen ortaya çıkan sonuçların rastlantısal ve karmaşa dolu oluşu ‘kestirilemez determinizm’ özellikle son yıllarda dünyamızın tümünü etkileyen olayları düşündüğümde benim için dikkat çekici hale geldi. Tükenişe doğru giden evrenin tersine, hayatın kendini düzenlilik ve ayrılaşma eğilimi göstererek var etmesi, fakat düzen ve kaos’un birbirine sıkı sıkıya bağlı oluşu eserlerimde irdelemeye çalıştığım konular oldu. Resimlerimde görülen mimari elemanların sembolize ettiği; insanın bilgi oluşturması, konut, çevre ve sanat yaparak düzenlilik yaratması eğilimine karşın, “entropi” olarak adlandırılan, evrendeki düzensizliğe gidiş yasasını Budha’nın “Bileşik olan her şey eninde sonunda çözülecek, dağılacaktır” deyişi destekliyor. Virüsler, radyasyon, ani sıcaklık değişimleri gibi biyolojik veya kimyasal nedenlerle bir canlının genomu içindeki dizilimin bozulabilmesi ve mutasyona uğraması, 2021’in sonuna doğru fauna ve florayı ele alarak ürettiğim son birkaç eserimde de hayvan ve insanın evrimine dair yaptığım göndermelerde okunabiliyor. Ayrıca antroplojiye olan ilgimin de arttığını söyleyebilirim. Sükunet arayışından sonra, dünyayı keşfe çıktığım yolculuk ve kaostan geçerek zıtlıkların birliğini bulduğum geçmiş yıllardan sonra 2022’den beklentim, tüm dünyayı etkiyen virüsün bizim için olumlu yönde mutasyon geçirerek ölümcül sonuçlarının ortadan kalkması…

2021’de Pandemi döneminde; ormanlarla kaplı olan, Türkiye’nin 40 endemik bitki türünü barındıran Kaz Dağlarında yer alan Kemerdere keşfettiğim en güzel mekanlardan biri oldu. M.Ö.753-M.S.476 yılları arasını kapsayan Erken Roma döneminde inşa edilmiş olan bir su kemeri, Troya antik kentinin bulunduğu bölgeye su götürmek için yapılmış ve altında harika bir gölet var. Kazdağı göknarı, meşe, kestane, gürgen, karaçam, kayın ağaçları içerisinden yürüyerek ulaşabileceğiniz gölet, tarih ile doğanın buluşmasını su yüzeyinde oluşan yansımalarla görsel şölene çeviriyor. Kemerdere şu anda yaşadığım şehir olan Çanakkalê’nin tarihi ve kültürel değerleri arasında. Benim için de boş mekanlarda ıssız doğa görünümlerinde aradığım sükuneti bulduğum bir mekan.

Çocukluğunu Tekirdağ’da geçirmiş biri olarak 2022’de gerçekleşmesini umut ettiğim şeylerden biri de onlarca yıldır Trakya’da serbest sanayi bölgesindeki büyük fabrikaların atıklarının Ergene havzasının yeraltı/yerüstü su kaynaklarını, toprağını, havasını nasıl kirlettiğinin; insanları, hayvanları, bitkileri nasıl zehirlediğinin bizzat tanığı olarak, mikrodan makroya, tümevarımcı bir bakış açısıyla ülkelerin çevre kirliliği ve küresel İklim değişikliğine dair politikalarını revize etmeleri. Leonardo Da Vinci’nin dediği gibi ”Her şeyin diğer her şeyle bağlantılı olduğunu anlamamız gerekiyor.” İnsan hakları konusunda toplumsal hassasiyetimizin artmasının yanında adil ve özgürce bir sanat ve bilim yılı olması da 2022 için dileğim.

Tıpkı hayvan hakları ve insan haklarının olduğu gibi kadın haklarının da halen savunulmak zorunda kalındığı günümüzde, yılın sonuna doğru gösterime giren, Cannes Film Festivali tarihinde Altın Palmiye’yi kazanan ikinci kadın yönetmen olması bakımından ilgimi çeken, 1983 doğumlu Fransız yönetmen Julia Ducournau’nun yönettiği “Titane” filmi, kadının cinsiyetsizleşmesine yaptığı gönderme ve mekanik-organik ikiliğini bir ortakyaşarlıkta buluşturması bakımından sorgulatıcı bir yapıt oldu benim için. Zıtlıkları birliğe dönüştürüyor.

2021’i değerlendirmeye devam edecek olursam ülkemiz adına öne çıkan sanat olaylarından birinin, Akademi’nin emekli hocalarından, benim de öğrencisi olduğum 1937 doğumlu Devrim Erbil’in NFT koleksiyonu hazırlaması ve TA London, Turkish Art Week’de sergilenen 130x180cm boyutlarındaki ‘Londra Bir Rüya Gibi’ adlı eseri ile aynı eserin NFT orijinalinin birlikte dijital açık artırmaya sunulması olduğunu düşünüyorum.

2020’de Türkçe’ye çevrilen Josef Albers’in ‘Rengin Etkileşimi’ (1963) isimli sanat eğitiminin başyapıtlarından biri olan, renk teorisi ilkelerinin açıklamalarını içeren kitabı, 2021 yılında edindiğim önemli bir Türkçe kaynak olarak kitaplığımdaki yerini aldı. 2012’de Türk Resim Sanatında renk kullanımı üzerine sanatta yeterlik tezimi hazırlarken kitabın İngilizce versiyonunu Amerika’dan temin etmiştim, o sırada renk bilgisi üzerine çok az sayıda Türkçe kaynak bulunmaktaydı. Josef Albers, rengin neredeyse hiçbir zaman aslında olduğu gibi görünmediğini ve sürekli aldattığını iddia etmiştir. Ve rengin en iyi şekilde deney ve gözlemle desteklenen bir tecrübe etme yoluyla çalışıldığını öne sürmüştür. Tuval üzerine akrilik ve yağlıboya ile oluşturduğum eserlerimin plastik alt yapısında ‘desen’ ana öğe olmakla birlikte ‘renk’ önem verdiğim ikinci unsur olarak benim için gerekliliğini korumaya devam ediyor, ancak son dönem çalışmalarımda, resimlerimin kompozisyonlarında akromatik alanlar, biçimler de oluşmaya başladı. Zıtlığın önemli bir tasarım ilkesi olmasının yanında, resimlerimin içeriğini de desteklemesi bağlamında işlevselleştiğini ve 2022 yılında bu öğeyi ‘renk ve renksizlik’ ikiliği olarak sıkça resimlerimde kullanacağımı söyleyebilirim. Güzel bir yıl dileğiyle.

Hadra Tanrıverdi Birecik

Pandemi nedeniyle çoğu insanın evine kapandığı, hiç olmadığı kadar kendisiyle zaman geçirdiği ve anlam arayışına girdiği bir yıl oldu. Her alana olduğu gibi sanata da çok farklı etkileri oldu.

Pek çok belirsizliği beraberinde getiren bu süreç, insanları bir araya getiren kültür-sanatı fazlasıyla etkiledi. Sergilerden tiyatrolara, sinemalara, müzelerden galerilere, sanatçılara, kültür-sanatın üretimine katkıda bulunan birçok kişi faaliyetlerini uzun bir süre ertelemek veya iptal etmek zorunda kaldı. Sanat piyasasının ne kadar kırılgan olduğunu gördük. Ama aynı zamanda sanata ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu da gördük. 18 ay gibi bir kapanmadan sonra bu beklenmeyen şartların önümüzdeki günlerde düzeleceğini göz önünde bulundurursak, sanatın da her koşulda var olmak gibi bir alışkanlığı var.

Herkesin kendi alanında izole olduğu bu dönmede çoğu sanat kurumu, sanatı insanlara ulaştırmak için dijital yolları kullandı. Denilebilir ki, birçok sanat kurumu, şimdiye kadar ulaşamadığı kadar sayıda kişiyi sanatın içine dahil etti. Söyleşiler, dinletiler, seminerler…Pek çok insanla ilk defa yakın-uzak aynı kaderi paylaştık ve birlikte aynı belirsizliğin içine düştük. Biraz korkutucu biraz da birleştiriciydi. Çünkü dünyaya verdiğimiz zarar hepimizi artık yakından ilgilendiriyordu ve kimse ben yapmadım diyemedi. Bu dönemde dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu gördük. Umarım bu bilinç ve uyanış devam eder ve dönüştürücü bir hareket oluşturur. Ancak sanat eseriyle birebir karşılaşmanın dijital deneyimle karşılaştırılmayacak kadar derin olduğu fikrim hep devam edecek.

Bu zor dönemde, kendi üretimlerim sancılı da olsa devam etti. Çalışmalarımı doğa ve insan ekseni etrafında yeniden biçimlendirdim. Geçmiş ile bugün arasındaki değişimin aniden olabileceğini izledim.

Aynı zamanda dinleyerek, izleyerek, düşünerek çokça kitap okuyarak geçirdim günlerimi. VIRGINIA WOLLF – Kendine Ait Bir Oda, ROXANA ROBİNSON – GEORGİA O’KEEFFE a life, MİNA URGAN – Bir Dinozorun Anıları, OSCAR WİLDE – Dorian Gray’in Portresi, ROLLO MAY – Kaygının Anlamı… Beni etkileyen kitaplardan birkaçı oldu…Sinema ve tiyatro bu dönemde belki de en çok etkilenen alanlar olduğu için herkes gibi yeni bir şey izleme şansım olamadı. Ancak izlediğim filmlerin bazıları biyografi filmleri oldu. GAUGUIN, Goya’nın Hayaletleri, INTO THE WİLD – Sean Peen, gibi. Kuşların Göç Belgesini daha önce iki kere izlememe rağmen bu dönemde izlerken daha başka hissettim.

2021’in yazından sonra yavaş yavaş yeni normale geçişle birlikte dünyada ve Türkiye de güzel şeylerde oldu elbette. Türkiye’nin önde gelen sanat fuarı Contemporary İstanbul, Pandemi kısıtlamalarının ardından gerçekleşen ilk uluslararası sanat etkinliği olarak 16. edisyonunu yeni ve özel bir mekân olan Tersane İstanbul’da gerçekleştirdi. İstanbullular için deniz ile bağ kuran müthiş bir mekân oldu.

Barselona kentinde bulunan El Liceu Operası, karantinanın ardından verilen ilk konserini çiçeklerin, bitkilerin huzurunda gerçekleştirdi. Salondaki 2.292 koltuğa bitkiler yerleştirildi. Konser sonrası bitkilerin her biri, Covid-19 salgınında görev alan sağlık çalışanlarına verildi. Pandemi de duyduğum anlamlı haberlerden biriydi.

Uzun soluklu bir restorasyondan sonra açılan Müze Gazhane, yıllardır merakla sonuçlanması beklenen Atatürk Kültür Merkezi diğer adıyla AKM, Galata Port ve son olarak Resim Heykel Müzesi’nin kısmı olarak açılması İstanbul için merakla beklenen, gelişen ve İstanbul’a ivme kazandıran mekanlar oldu.

İçinde bulunduğumuz bu olağanüstü durumdan sonra gelecek dönemlerde de online sanat fuarları, sergi ve etkinliklerin dijital/teknolojik ortamda daha fazla gerçekleşeceği ve sanatı farklı açılardan etkileyeceği aşikâr. Tarih sayfalarına dönüp baktığımızda savaşlar, salgınlar sanatı ve sanatçıyı daha çok üretim ve yaratım sürecine itmiştir. Yine bu durumdan daha çok üreterek, yaratarak, dönüştürerek çıkılacaktır.

Haydar Akdağ

Sevgili Art50net Sanatçı Ailesi ve Kıymetli Sanatsever İzleyici Dostlarımız,
Zamanı durdurmak istediğimiz bazı olumlu/olumsuz anlarımız olabilir. Ancak hayatın kendi başına getirdiği olasılıkların bütünü; yeni bir fikrin yaratım heyecanına olanak sağlayabilir. Hayatın sağladığı deneyim zenginliği, eminim ki bizi; bir önceki günden daha iyi bir güne, bir önceki bireysel versiyonumuzdan daha güçlü kişisel gücümüze ulaştıracaktır. Yeni yıl döngüsü salt insanlık için iyi dilekler dilediğimiz bir eşik olmasın. Hep birlikte geride bıraktığımız yılda; insanlarımız, doğamız ve yaşam dostumuz canlılar için büyük hüzünler yaşadık. Öznel ve nesnel yaşadığımız olgularda ‘Adalet’ en büyük hasretimiz oldu. Bununla birlikte bilim insanlarımızın, sanatçılarımızın, sporcularımız uluslararası başarılara imza atmaları bizleri gururlandırdı.

2022 yılı için hepimiz için dileğim; düşünce özgürlüğünün egemen olduğu, bilimin ve sanatın, evrensel adalet değerlerinin ülkemiz insanları ve yaşam paydaşı olduğumuz tüm canlılar/doğamız için sonsuz güzelliklere kavuşmasını diliyorum. Kendinize inanın, hayata inanın, evrene inanın… Yeni yılımız “Şen ol’sun” ; Yeni Yılda Her Günümüz Güzel Geçsin! Sevgiyle kalın!

İlsu Aslan

Sevgili Art50net ile bir seneyi geride bıraktık ve 2022’ye giriyoruz:) 2021 için ülkece zorlu sınavlardan ve sarsıcı gündemlerden geçtik. Sesin duyulmadığı, adil olmayan, göz ardı edilen her türlü problem, bizleri umut etme konusunda bitkin hale sürükledi. Bu anlamda da endişe seviyelerimiz yükseldi; geleceğimizi, ekonomimizi, gündelik hayatımızı, özgürlüklerimizi, eşitsizlikleri düşünüp, dert edindik. Fakat ben yine de her sene olduğu gibi umut etmeye bireysel anlamda devam edeceğim sanırım. Bir şeylerin düzelebileceği ve değişebileceği hissi zorluklara karşı tahammülümü güçlendiriyor. Kişisel olarak, hem üretim anlamında hem de fikirsel anlamda hayatın içerisinden beslendiğimiz gerçeğini düşünürsek de, yıl içerisindeki tüm problemli süreçler çalışmalarımı besledi diyebilirim. Umarım 2022’de herkes umut etmeye devam eder. Bu umut içimizde yeşerirken de; daha çok kahkaha atacağımız, bol bol müzik dinleyeceğimiz, özgürleşebileceğimiz, hatta sokak hayvanlarımızı da özgürleştireceğimiz, kültür sanat etkinliklerine da daha çok katılacağımız bir yıl olsun. Tabii bunlar sağlıkla, keyifle, sevgiyle olsun. Hazır kültür sanat etkinlikleri demişken Art50net takipçilerine, Anadolu Yakasında yeni açılan Alan Kadıköy’ü ve ayrıca Gazhane etkinliklerini takip etmelerini şiddetle tavsiye ediyorum.

İpek Yeğinsü

2021, benim için ilkler ve başlangıçlar anlamında ilginç bir yıl oldu. Yılın ilk yarısında pandeminin etkileri beni sanat ortamından epeyce uzaklaştırdı. Ama aynı zamanda doktora tezimi bitirmem için önemli bir fırsat yarattı. İlk kişisel sergim “Jamboree”yi de bu yıl gerçekleştirdim. Makro ölçekte bakacak olursak 2021, bizi sanatta NFT olgusu ile tanıştırdı. Online platformların sanatçıların kariyerlerinin sürdürülebilirliği açısından önemi, 2021’de pandeminin de etkisiyle iyice anlaşıldı diye düşünüyorum. Ayrıca benim için yılın en büyük müjdesi, AKM’ye ve Resim ve Heykel Müzesi’ne yeniden kavuşmak oldu. İBB’nin yeni kültür girişimlerini de umut verici buluyorum.

Müge Ceyhan

Bir yılı bitirirken yeni yıl için planlar yapmak adettendir fakat yapılacak en iyi plan sanıyorum ki sürprizlere ve olağan dışı durumlara açık olmaya çalışmak. Bir sanatçı olarak zor koşullardan, sıradışı durumlardan, yaşanılan, üstesinden gelinmeye çalışılan sıkıntılardan kendine pay çıkarmak, sanatla sağ çıkmaya çalışmak içgüdüselleştiği için bunu fırsat bilip atölyemi evime taşıyarak yaşam alanımı bütünleştirip, elimden geldiğince çalışarak geçirdim bu dönemi.

Edebiyat zaten sanatımın büyük bir bölümünü oluşturduğu için kitap okumak bir yana geçmişten beri yazıp biriktiğim tüm kısa hikayelerimi yeniden düzenlemeye, yeni hikayeler yazmaya başladım.

Her hikaye bir eserimin çıkış noktası, bazen de bir eser yeni bir hikayemin renklerini oluşturuyor. Umuyorum 2022 tüm ülkeye biraz umut ve yeni renkler getirir. Çünkü sanıyorum ki hepimizin yepyeni umutlara, taptaze nefeslere ve karanlık düşüncelerden kurtulabileceğimize dair ümitlere ihtiyacı var.

Osman Törer

Doktora eğitimimden sonra araya giren pandemi dolayısıyla herkes gibi ben de istediğim, planladığım her şeyi ötelemek zorunda kalmıştım. Fakat akademik anlamda 2021 yılı hayallerimi gerçekleştirme fırsatı yarattı ve benim için başarı yılı oldu. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinde Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev almaya başladım. Üstelik dört yıl boyunca öğrencisi olduğum okulda öğretmen olarak görev alıyor almak müthiş gurur verici.

Sanatsal olarak da kendimi geliştirdiğime inanıyorum. Resimlerimdeki anlam bütünlüğü değişmeye başladı. Örneğin tasarımlarımda kullandığım makine kompozisyonları fosil yakıttan elektrik ile çalışan sistemlere dönüşmüştür. Karbon ayak izini biz insanlık olarak fazlasıyla bırakıyoruz. Ben de resimlerimde bu sorunu sanatçı duyarlılığı ile çözmeye çalıştım. Çalışıp çalışmadığı ya da ne işe yaradığı belli olmayan sahte makinelerimi doğa dostu bir anlayışla izleyiciye sunmaya çalışmaktayım.

2021 yılı sanatsal üretkenlik açısından da çok verimli geçti. Resimlerimle katıldığım sergiler beni oldukça motive etti. Yeni projelerin ilk adımlarını attım. Farklı disiplinlerde sanat çalışmaları ürettim. Yeni projeler için ilham kaynakları buldum. Üç boyutlu baskı teknolojisini tanıdım ve 3d dünyasında elle tutulan, etrafında gezilebilen bir sanat nesnesi oluşturdum. Artık resimlerim iki boyuttan fiziksel dünyaya geçiş yapmış oldu. Hem bir akademisyen hem de hala bir öğrenci olarak sanat hayatıma yeni heyecanlarla devam ediyorum. Umarım 2022 yılı tüm insanlık için umut dolu bir yıl olur. Herkese tüm dileklerinin gerçekleşeceği mutlu bir yıl dilerim.

    If your proposal is evaluable, a return will be made within 5 working days. If you do not get a response to your offer within 5 working days, it means that your offer is not likely to be evaluated.




      Teklifinizin değerlendirilebilir olması durumunda en geç 5 iş günü içerisinde dönüş yapılacaktır. 5 iş günü içerisinde teklifinize yanıt alamamanız teklifinizin değerlendirilme olasılığı bulunmadığı anlamına gelmektedir.