Otuz yıldır Es Devlin, mekânların alışılmış işleyişini değiştiriyor. Tiyatro sahnelerini manzaralara, mimariyi heykele, kitapları kinetik yapılara dönüştürüyor; ışık, ses ve dili kendi başlarına birer malzeme olarak ele alıyor. Üretimi; sanat, tasarım, performans ve kamusal alan arasında akışkan bir biçimde hareket ediyor ve bu disiplinleri birbirinden ayıran sınırları sürekli olarak aşındırıyor.
Şimdi ise Devlin, ilk kez Avrupa’da, bu geniş kapsamlı üretimini kendi içine doğru çeviriyor.
Es Devlin: Other Worlds, 2 Ekim 2026 – 4 Nisan 2027 tarihleri arasında Londra’daki Design Museum’da görülebilecek. Sergi, Britanya’nın uluslararası ölçekte en tanınan sanatçı ve tasarımcılarından birinin dünyasına alışılmadık ölçüde yakından bakma fırsatı sunuyor. Devlin’le yakın işbirliği içinde geliştirilen sergi; heykel, sahne tasarımı, müzik, dil, mimarlık ve büyük ölçekli kamusal yerleştirmeler alanlarında otuz yıla yayılan çalışmalarını bir araya getiriyor. Sergide sanat eserleri, yerleştirmeler, filmler, modeller, çizimler, arşiv malzemeleri ve kişisel nesneler bir arada yer alıyor.
Ancak bu sergi yalnızca bir retrospektif değil. Devlin, stüdyosunu ve arşivinin büyük bölümünü adeta müzenin içine taşıyarak sergiyi, fikirlerinin nasıl ortaya çıktığını, nasıl sınandığını ve sonunda milyonlarca insanın deneyimlediği işlere nasıl dönüştüğünü izleyebileceğimiz kapsamlı bir yolculuğa dönüştürüyor.
Devlin projeyi basitçe şöyle anlatıyor: “Bu sergi için stüdyomu ve otuz yıllık arşivimin neredeyse tamamını Design Museum’a taşıyorum.” Çalışma sürecini ziyaretçilerle paylaşabilmeyi “muazzam bir ayrıcalık” olarak tanımlıyor; ayrıca ilk kez bir müzenin içinde büyük ölçekli bir kütüphane yerleştirmesi yaratmanın heyecanını taşıyor.

Studio
Ziyaretçiler Devlin’in dünyasına, Güney Londra’daki stüdyosunun bir replikasıyla adım atıyor. Raflar kitapları, nesneleri ve maketleriyle doluyken, çalışma masasının üzerinde çizimler, araçlar ve boyalar yer alıyor. Devlin’in anlatımıyla hazırlanan projeksiyonlarla mekâna yayılan bir film, ziyaretçiler daha geniş sergi alanına geçmeden önce bu odaya hayat veriyor. Ardından, bu stüdyoda filizlenen ve zamanla Devlin’in en kapsamlı işlerinden bazılarına dönüşen projelerin izini sürüyorlar.
50 Yıllık Arşiv — I. ve II. Bölüm
Galeri duvarlarının tüm uzunluğu boyunca uzanan A 50-Year Archive — Parts I and II, Devlin’in okulda, üniversitede ve sanat okulunda ürettiği; sanat pratiği boyunca da sürdürdüğü erken dönem eskizlerini, resimlerini, kolajlarını, günlüklerini ve baskılarını bir araya getiriyor.
Arşiv, Devlin’in çizime duyduğu kalıcı tutkuyu ortaya koyarken, sonunda anıtsal heykellere, teatral mekânlara ya da kamusal yerleştirmelere dönüşen projelerin çoğunun aslında çok daha küçük bir yerden, kâğıt üzerindeki tek bir çizgiden başladığını gösteriyor.

30 Yıllık Çalışma Masası
Serginin arşiv anlatısının merkezinde yer alan A 30-Year Desk, belgeleri başlı başına bir sanat eserine dönüştüren, sergi için özel olarak tasarlanmış yeni bir yerleştirme.
İç içe geçmiş dairesel masalardan oluşan yapı, aralarında daha önce kamuya açık olarak sergilenmemiş pek çok malzemenin de bulunduğu yüzlerce arşiv nesnesini bir araya getiriyor. Konsept çizimleri, fotoğraflar, kişisel nesneler ve efemera ile birlikte, Devlin’in tasarım sürecinin farklı aşamalarını gösteren 30’dan fazla ayrıntılı model ve maket ölçeğinde yeniden üretim yer alıyor.

Bu modeller arasında daha sonra önemli kamusal heykellere, sahne tasarımlarına ve koro yerleştirmelerine dönüşen çalışmalar da bulunuyor; bunların bazıları ilk kez Britanya’da sergileniyor.
Sergide yer alan projeler arasında Devlin’in 2018 tarihli The Lehman Trilogy sahne tasarımı, 2021’de Miami’de sunulan Forest of Us, London 2012 Olympic Games Closing Ceremony, 2022 Super Bowl halftime show ve dünyanın önde gelen müzisyenlerinden bazılarının konser turneleri için tasarladığı kinetik sahne heykelleri bulunuyor.
Bu malzemeler bir arada görüldüğünde, ziyaretçilerin Devlin’in üretiminin nasıl geliştiğini ve birbirinden çok farklı görünen siparişleri birbirine bağlayan tekrar eden fikirleri izlemesine olanak tanıyor.
Come Home Again, Mirrored
Devlin’in en çok ses getiren yerleştirmelerinden biri, dönüştürülmüş yeni bir biçimde Londra’ya geri dönüyor.
İlk kez Eylül 2022’de Tate Modern’in önünde sunulan Come Home Again, başlangıçta St Paul’s Cathedral’ın kubbesinin kesitini andıran bir formdan oluşuyordu. Yapının mimari silueti; nesli tehlike altında olan güveler, kuşlar, böcekler, yabani çiçekler, balıklar ve mantarlara ait kesilmiş çizimlerle aydınlatılmıştı.
Cartier tarafından sipariş edilen ve London Wildlife Trust’ın rehberliğiyle gerçekleştirilen çalışma, Londra’nın en tanınmış mimari simgelerinden birini, onu çevreleyen kırılgan ekosistemlerle ilişkilendiriyordu.

Design Museum için Come Home Again, Mirrored, aynalı bir tavanı içeren yeni bir kompozisyon olarak yeniden tasarlandı. Bu dönüşüm, Devlin’in atmosferi ve mekânsal ilişkileri sabitlenmiş değil, sürekli değişim hâlinde olan ortamlar yaratmaya yönelik ilgisini yansıtıyor.
Çalışma aynı zamanda Devlin’in üretimindeki karakteristik bir gerilimi de ortaya koyuyor: Büyük ölçekli bir kamusal yerleştirmeyi aynı anda hem mimari hem de samimi, hem görkemli hem de düşünsel bir deneyime dönüştürebilme becerisini.
Sonsuz Bir Kütüphane
Serginin görkemli final odası, aynı zamanda kavramsal merkezini oluşturuyor. Design Museum tarafından sipariş edilen yeni kinetik heykel An Infinite Library, Devlin’in dünya görüşünü şekillendiren 2.000’den fazla kitabı bir araya getiriyor.
Sekiz metre genişliğinde ve üçgen formundaki kitaplık, dairesel bir aynanın üzerinde dönerek tanıdık bir mimari nesneyi hareketli ve yansıtıcı bir yapıya dönüştürüyor. Kitaplar renklerine göre düzenlenmiş. Aralarında Devlin’in kendi stüdyosundaki raflardan gelen, defalarca okunmuş kitaplar da bulunuyor: James Gleick’in Chaos, David Abram’ın The Spell of the Sensuous, Toni Morrison’ın Beloved ve Margaret Atwood’un Oryx and Crake adlı kitapları bunlardan bazıları.

Bunlar yalnızca bir yerleştirmeyi doldurmak üzere seçilmiş kitaplar değil. Her birinin Devlin için kişisel bir anlamı var ve eserlerinin ortaya çıktığı düşünsel ve hayal gücüne dayalı manzaranın şekillenmesine katkıda bulunmuşlar. Heykel, Umberto Eco’nun kütüphaneyi “zihnin pusulası” olarak tanımlamasını çağrıştırırken, kitapların bizi başka dünyalara ve bize ait olmayan bakış biçimlerine taşıma gücünü de düşündürüyor.
Ziyaretçiler kütüphaneyi, projeksiyonlar ve Devlin’in seçilmiş bölümleri yüksek sesle okuduğu ses tasarımı aracılığıyla deneyimliyor. Metin, ışık, ses, hareket ve mimari; Devlin’in üretiminde tekrar tekrar karşımıza çıkan malzemelerin bir araya geldiği tek bir yapıda buluşuyor.
Kitapların büyük bölümü, National Year of Reading’i desteklemek amacıyla Penguin Random House UK tarafından sağlandı. Serginin sonunda kitaplar yerel okullara ve hayır kurumlarına bağışlanacak; böylece çalışmanın yolculuğu müzenin dışına taşınmış olacak.
An Infinite Library, Devlin’in heykelsi kütüphaneler serisinin dördüncü işi. Serinin önceki örnekleri arasında Milano’daki Pinacoteca di Brera’da yer alan Library of Light, Miami’de Faena Beach’teki Library of Us ve Yorkshire’daki Castle Howard’da bulunan Library of the Four Winds yer alıyor. Bu seri içinde bir müzenin içinde sergilenen ilk çalışma ise An Infinite Library.


Kariyerinin Zirvesinde
Design Museum’daki sergi, Devlin’in kariyerinin son derece güçlü bir dönemine denk geliyor. Eylül 2026’da Devlin, olağanüstü vizyonunu Venedik’teki Homo Faber 2026: An Island of Light etkinliğine taşıyarak şehrin yıl içindeki en çarpıcı kültürel deneyimlerinden birini yarattı. Fondazione Giorgio Cini’nin tarihî kompleksini dönüştüren Devlin, 70’ten fazla ülkeden 500’ün üzerinde zanaatkârı ve 15 yerleştirme boyunca 700’den fazla nesneyi bir araya getirerek zanaatkârlığın kapsamlı ve sürükleyici bir kutlamasını gerçekleştirdi.
Devlin’in başarısı yalnızca olağanüstü zanaat eserleri için görkemli bir sahne yaratmasından ibaret değildi; asıl önemli olan, zanaatkârların kendisini bu deneyimin merkezine yerleştirmesiydi. Kendi yerleştirmeleri unutulmaz karşılaşmalara dönüştü: A Full Moon Rising’de kaplar ve ay kavanozları, eski Gandini yüzme havuzunun sularından yükseliyormuş gibi görünürken, A Great Turning Palladian Cloister’ı su, ışık ve dev bir kinetik ayna aracılığıyla dönüştürdü. Bu iki çalışma, zanaatkârlığa olağanüstü bir sahne sunarken her nesnenin ardındaki beceriyi, hayal gücünü ve insan elini deneyimin merkezine taşıdı.
Homo Faber 2026 hakkındaki kapsamlı yazımızı görmek için tıklayın.

Otuz Yıllık Bir Yolculuğun İçinden
Other Worlds boyunca Devlin’in kariyeri; tiyatro, heykel, mimarlık, müzik, dil ve kamusal alanı kapsayan geniş bir üretim bütünü olarak karşımıza çıkıyor. İlk dönem çizimlerinden ve kişisel arşivinden Olimpiyat törenlerine, konser sahnelerinden anıtsal yerleştirmelere uzanan sergi, otuz yıllık düşünce ve üretimi tek bir sürükleyici manzara içinde buluşturuyor.
Design Museum Direktörü ve CEO’su Tim Marlow, Devlin’in üretimini “genişletilmiş bir alanda tasarım” olarak tanımlıyor. Marlow’a göre sanat, aktivizm, şiir, heykel, müzik ve mimarlık arasındaki sınırları bulanıklaştıran “olağanüstü” çalışmaları, bu yaklaşımın somut bir karşılığını oluşturuyor.
Other Worlds, bir retrospektiften çok daha fazlası; Devlin’in hayal gücünün içine adım atmak için bir davet. Sanat, tasarım, mimarlık, müzik ve kolektif deneyimi aynı çatı altında buluşturan sergi, sanatçının vizyonunun bütün genişliğini tek bir mekânda bir araya getiriyor. Es Devlin’in dünyalarını kendi gözlerinizle deneyimlemek için 2 Ekim 2026 – 4 Nisan 2027 tarihleri arasında Londra’daki Design Museum’u ziyaret edin.
Kapak Görseli: Es Devlin, Design Museum, 2026. David Parry / Design Museum