Bu kitap, Peggy Guggenheim’ın Venedik’teki yaşamını Palazzo Venier dei Leoni üzerinden izlerken, aynı zamanda şehrin kültürel hayal gücünü şekillendiren eksantrik ve vizyoner kadınların izini sürüyor. Guggenheim’dan önce bu palazzo, Luisa Casati gibi, hayatını adeta bir sanat eserine dönüştüren figürlerle anılıyordu. Mackrell, Guggenheim’ı bu süreklilik içinde konumlandırarak, onun bu mirası nasıl devralıp dönüştürdüğünü gösteriyor.
Kitap aynı zamanda Guggenheim’ın sanatla kurduğu ilişkiye odaklanıyor. Eserlerin palazzo içindeki konumlandırılma biçimleri, mekânların ışık ve perspektif kullanımı, ziyaretçilere sanatın deneyimlenme şekline dair ipuçları sunuyor. Mackrell, koleksiyonerin sanatçı seçimlerini, mekânla etkileşimlerini ve eserleri günlük yaşamın içine yerleştirişini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Palazzonun tamamlanmamış yapısı ve geçişli odaları, Guggenheim’ın sanatla olan ilişkisini, sürekli değişen, dinamik ve deneyim odaklı bir sürece dönüştürüyor.