Zamansız Hikayeler: Deniz Doğruyol

Deniz Doğruyol çalışmalarında kadın olma durumu üzerine odaklanıyor. Sanatçının ‘hayatın şeyleri’ olarak tanımladığı nesneler zamansız hikayelere dönüşürken kadın olmanın acıtan taraflarını, yaralarını yansıtıyor ve aynı zamanda onları özgürleştiriyor. Deniz Doğruyol ile hayatın içinden seçtiği nesnelerle kurduğu hikayelerin oluşum süreçleri üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

Deniz Doğruyol, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema, Televizyon ve Fotoğraf Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. 2012 – 2018 yılları arasında yaşadığı Los Angeles’de, Saddle Back Fine Arts’da resim üzerine eğitim aldı. 2018’den bu yana sanatçı çalışmalarını İstanbul’da sürdürüyor.

Uzun yıllar Amerika’da yaşamışsın ve yaklaşık üç yıldır İstanbul’da yaşıyorsun. Orada neler yaptın, geçiş sürecin malzeme ve teknik anlamda sanatsal üretimini etkiledi mi?

Uzun süre Los Angeles’ta yaşadım ve bu süre içerinde Saddle Back Fine Arts’da resim eğitimi aldım. Amerika’nın farklı bölgelerinde bir çok karma sergide yer aldım. Yine aynı dönemde, Art en Capital ve Art Monaca’ya katıldım. Bugün, Amerika’da geçirdiğim yıllarıma dönüp baktığımda, hem kişisel hem de sanat yolculuğumun gelişimi anlamında oldukça etkili zamanlar olduğunu düşünüyorum. Çok yoğun geçen bir dönem olmasına rağmen gelişmeye, öğrenmeye ve üretime odaklı, çok fazla malzeme ile tanışma fırsatı yaratan bir dönemdi, ki bu benim için en önemli değerlerden biri. İlham, teknik, uygulama ve keşiflerim açısından çok önemli yıllardı. Halen de öyle diyebilirim… Her yeni gün yenilenme odaklı çabam devam ediyor ve edecek.

Özellikle buluntu nesnelerle çalışan bir sanatçı olarak, nesneleri toplama sürecinden bahseder misin? Nesnelerle nasıl ilişki kuruyorsun, nasıl seçiyorsun?

Ben işlerimi çoğunlukla yaşamın içinden seçtiğim objeler ile kurgulayan ve üreten biriyim. Malzemelerimi “Hayatın Şeyleri” olarak nitelendiriyorum. Onlar, kendi hikayeleriyle bir zamandan bana gelirler ve bende zamansız bir hikayelere dönüşürler. Nesneleri bulma sürecim, hayatın içindeki her an aslında. Antenleri açık gezen biriyim, ilham sebebim ve buluşma anımız kestirilebilir ve anlatılabilir bir kavram değil benim için.

Deniz Doğruyol – Erkek Gibi Kadın Serisi

‘Kadın olma durumu’ üzerine odaklanıyorsun ve bu senin kendi kişisel deneyimlerinle, anılarınla iç içe. İşlerine verdiğin isimler de güçlü söylemlerin altını çiziyor adeta. Üretim sürecinde nesneler mi seni serilere yönlendiriyor yoksa isimlerden mi yola çıkarak üretimin gelişiyor?

Bu coğrafyada kadın olmanın acıtan tarafları oldukça fazla. Ben ve bir çok kadın için geçerli bu durum. İşlerime yansıtma halim ise, bu acı ile yüzleşip ondan özgürleşme yolum aslında diyebilirim. Kadın olmanın yükleri ve dertlerini sorgulatırken, bir yandan da işlerdeki ironik hal, duruma bir başkaldırıdır. Çünkü ancak, ciddiye aldığın şey büyür ve gerçek olmaya devam eder. Nesnelerin beni işlere yöneltmesi veya isimlerden yola çıkarak nesnelere yöneliyorum olacak şekilde net bir şeyin altını çizmem mümkün değil. Bu süreç tam bir paradoks…

Art50.net’te yer alan işlerinde iskambil kartları, pabuçlar, cam fanuslar var. Bu işlerin üretim sürecinden bahseder misin kısaca, assemblage’larını nasıl kurguluyorsun?

İskambil kağıtları, benim Las Vegas’da bir antikacıdan bulup kurguladığım dev kartlardan oluşuyor. “Kırklamak” serisi, bir kadının kendini bulma serüvenindeki kırk seneyi anlatıyor. Her bir kart 10 seneye açılıyor; kadının 10, 20, 30 ve 40’lı yaşlarında kendi ile içsel gelgitleri ve hayata dair duruşunu temsil ediyor. Fanus içindeki heykel ve pabuçlardan oluşan “Yaralar” serisi, bir çocuğun dünyaya gözünü açtığı andan itibaren, doğduğu evden, toplumdan, hayattan, aldığı yaralar üzerinedir. O naif halinin yok edilmesi, içsel olarak başkalaşması, zamanla bozulması, metaforik bir dille amorf bedenler üzerinden karşımıza çıkıyor. Çalışmadaki heykelleri, eski oyuncak bebek parçalarından ürettim, bedenleri ile oynadım, kol, bacak, kafa yer değiştirdi, şekil değiştirmeye mahkum edilen içimiz, beden üzerinden dile geldi. Ve her heykelin yerleştirme parçası olan bir çift pabuç; aldığımız yaralar ile hayatta attığımız adımların temsilidir.

Deniz Doğruyol – Yaralar 2

Sana çok büyük bir bütçe verilse ve sadece tek bir sanatçının bir yapıtını alabilecek olsan, hangi sanatçının eserini alırdın?

Arman’ın 1960’lı yıllarda ürettiği “Reflection in Desire” adlı eserini alırdım.

Assemblage dışında farklı teknikler kullanıyor musun? Yeni projelerin var mı?

Assemblage, kolaj, yerleştirme… hepsi benim işlerimin teknik anlamda en belirgin özelliği. Ancak daha önce söylediğim gibi, her yeni gün keşfe açık, sürekli değişen ve yeni teknikler için heyecanlanan biriyim. Son zamanlarda resim üzerine bir kaç farklı teknik üzerinde çalışmaya başladım. Bakalım neler çıkacak, gerisi sürpriz olsun…

Art50.net ile nasıl tanıştın? Beklentilerin neler?

Art50.net ile Step Istanbul’da tanıştım. Güliz Hanım benim işlerimin yer aldığı galeriyi ziyarete gelmişti ve sonra oradan ilerledik. Çok da iyi ettik. Beklentim, öncelikle her iki tarafın da bu gönül ve iş birliğinden memnun kalması.

Sanat üretimin dışında obje toplar mısın?

Sanat üretimim dışında obje toplarım, ama çoğu sonunda yine bir işimin parçası oluyorum sanırım, bana pek bir şey kalmıyor 🙂 Kendime ait bir kaç farklı koleksiyonum var bozmadığım, ama onlar dışında her şey sanat için 🙂

 

Deniz Doğruyol’un Art50.net’te yer alan eserlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Röportaj: Sena Arcak Bağcılar

    If your proposal is evaluable, a return will be made within 5 working days. If you do not get a response to your offer within 5 working days, it means that your offer is not likely to be evaluated.




      Teklifinizin değerlendirilebilir olması durumunda en geç 5 iş günü içerisinde dönüş yapılacaktır. 5 iş günü içerisinde teklifinize yanıt alamamanız teklifinizin değerlendirilme olasılığı bulunmadığı anlamına gelmektedir.